13 Mayıs 2015 Çarşamba

Girişimcinin Yenmesi Gereken 5 Korku

Girişimcilik güvenilmez bir zemindir.
Şirketinizin başlangıçtaki fikir aşamasından büyüme aşamasına kadar ve hatta istikrar ve hız kazandığınız dönemlerde bile çok büyük risklerle karşı karşıya kalırsınız. Bir işletme sahibi olarak başarılı olacaksanız, bu risklere karşı hazırlıklı olmak ve korkularınıza önceden önlemler alarak yaklaşmak zorundasınız.
Her bir girişimci ve her bir işletme benzersiz olmasına rağmen, neredeyse her girişimcinin bir iş kurmadan önce yüzleşmesi gereken beş yaygın korku vardır:
  1. Parasız kalmak.
Sermaye girişimcilerinin çoğunun, üstelik haklı bir şekilde, en büyük endişelerinden biridir. Bir işletme kurmak fazlasıyla para gerektirir ve bu para genellikle girişimcinin kendi birikimlerinden ya da bağımsız yatırımcıların cebinden gelir.
Yeni kurulan işletmenizin başlangıçtaki sermayesi bittiğinde güvenebileceğiniz bir şekilde gelir akışı sağlamamışsanız, işiniz – ve harcadığınız tüm paralar – tamamen yok olma tehlikesi altında demektir. Yatırımcıları hayal kırıklığına uğratmak bir şeydir, hayatınızın birikimini kaybetmek ise başka bir şey.
İlerlemenizi engelleyen şey kişisel yatırım kaybıysa, başka türlü finansman kaynakları bulmayı düşünün. Binlerce insandan küçük tutarlar toplamak için kitle fonlamasını kullanın ya da yeni bir işletme kurmanıza yardımcı olması için devlet bağışlarına başvurun.
En önemlisi de, iş modelinize inanmanız gerekiyor – eğer inanmıyorsanız, o zaman yeni bir işletme kurmayı düşünmemelisiniz.
  1. Yeterince iyi olmamak.
İster bir girişimci olarak yeterince iyi olmadığınızı ya da ürününüzün yeterince rekabetçi olmadığını düşünün, yeterince iyi olmadığınızdan korkmak, yeni girişimcileri güçsüzleştirebilir.
Her işletme için geçerli olan şu basit kavramı unutmayın: en yalın ve en sade ürünle piyasaya çıkmak. Ürününüz, piyasaya ilk sürüldüğünde mükemmel olmak ya da pazardaki en iyi ürün olmak zorunda değil. Piyasaya ilk çıkıştan sonra, zaman içinde ürününüzü gerektiği şekilde geliştirmek için yeterince zamanınız olacak.
Hiç bir ürün ilk çıktığında mükemmel olmaz – dünyadaki en başarılı şirketlerin bile bazıları ilk ürünlerini piyasaya sürdüklerinde, muhtemelen bu ürünün kalitesi sizinkiyle benzerdi.
Bir girişimci olarak, kendiniz de en yalın ve en sade ürün gibi olabilirsiniz. Verdiğiniz kararların hepsi doğru olmak zorunda değil ve mükemmel bir lider olmak zorunda değilsiniz. Kendinizi geliştirmek için gerekli zaman geçene ve gerekli deneyimi edinene kadar kabul edilebilir olmanız yeterli.
  1. Başarısız olmak.
Başarısız olma korkusu zaman zaman hepimizi yenik düşürür. Acemice yapılmış e-mail pazarlama kampanyaları gibi küçük başarısızlıklar, piyasaya çıkmanızın ardından fark edeceğiniz büyükçe başarısızlıklar ve şirketinizin iflas etmesi gibi çok büyük başarısızlıklar vardır.
Ne olursa olsun başarısızlık sizin geride kalmanıza neden olacaktır ancak başarısız olma korkusunun bir karar vermenize engel olmasına izin vermemelisiniz. Başarısızlık, ancak siz buna izin verirseniz yolun sonu olabilir. Diğer türlü, son varış noktanıza giden uzun yolda sadece kısa bir duraksama olmakla kalır.
Daha da önemlisi, başarısızlıklar aynı zamanda bir şeyler öğrenebileceğiniz fırsatlardır. Yaşadığınız her başarısızlık, işletmenize ya da hayatınıza dahil edebileceğiniz bir ders kazandırır.
  1. İşlerden bunalmak.
İnsanlar girişimci bir hayatı kolay olduğu için seçmezler. Girişimcilik seçilir çünkü girişimcilik yolda pek çok ödül kazandığınız bir zorluktur. Eğer girişimciliğe kısa zamanda zengin olmanın kolay bir yolu olduğunu düşündüğünüz için giriyorsanız, birileri size yalan söylemiş. Girişimcilik, engeller, stres ve çok çalışmayla doludur.
Ancak girişimciliğin diğer yüzünde kontrol vardır. Evet, kaçınılmaz bir şekilde bazen kendinizi bunalmış hissedeceksiniz ancak bunu değiştirme günü tamamen sizin elinizde. Eğer çok fazla finansal sorunla uğraşıyorsanız, bir finansal danışmanla çalışabilirsiniz. Ürün ya da süreç gelişimi bölümünde çalışanlardan istediğiniz sonucu alamıyorsanız, bu çalışanları işten çıkarıp size yardımcı olacak yeni birilerini arayabilirsiniz.
Daha önce hiç karşılaşmadığınız kadar fazla iş yoğunluğunuz olacak ancak unutmayın, kendi kaderinizin kontrolü tamamen sizin elinizde olacak.
Bilinmez olan önceden tanımlanamaz ve bilinmeze karşı hazırlıklı olmak imkânsızdır. Biraz para ve belki de yanınızda bir akıl hocasıyla, ilk defa bir iş planı üzerinde çalışmaya başladığınızda, ilk senenizde ne beklemeniz gerektiği hakkında hiç bir fikriniz olmayacaktır. Pek çok kişi için bu çok korkutucudur ancak aynı zamanda dehşet vericidir de.
Girişimcilik bir iş değildir. Girişimcilik bir hayat şeklidir. Bu rolü üstlenmeyi seçersiniz çünkü risk alan, tutkulu birisiniz, çok çalışıyorsunuz ve fikrinize inanıyorsunuz. Bu dört özellik, yolunuza çıkan her engeli yenmeniz için yeterlidir – hatta bilinmez olanları bile. Dolayısıyla, korkularınızı bir kenara bırakın ve kendinize güvenin.
Sonuç:
Girişimcilik korkusuzlara göre değildir. Girişimcilik, korkularından bir şeyler öğrenecek ve bu korkuları çalışarak yenecek kadar hazırlıklı ve güçlü olan bireylere göredir. Korkularınızdan kaçınmak yerine korkularınızı sahiplenin ve bu korkuları işiniz hakkında daha fazla şey öğrenmek ve felaketlerden kaçınmak için bir motivasyon olarak kullanın.

Kaynak: http://www.entrepreneur.com/article/240275 – Jason Demers

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder