30 Mayıs 2015 Cumartesi

YAKUB’UN AYRILIĞI

Rivayet ediliyor ki, Cenab-ı Hak, Yakub aleyhisselâm vahiy göndererek sordu:
- Bilir misin, neden seninle evladın Yûsuf’un arasını ayırdım?
Yâkub (a.s.):
- Hayır, bilmiyorum, dedi.
Cenab-ı Hak:
- Senin, Yûsuf’un kardeşlerine: “Siz gafil olduğunuz halde kurdun gelip onu yemesinden korkuyorum”, deyişinden dolayı aranıza bu ayrılığı soktum. Neden kurdun gelip onu yemesinden korktun da, benden ümidi kestin? Nedenkardeşlerinin gafletine bakıp da benim onu korumama bakmadın? Biliyor musun, neden Yûsuf’u tekraren sana bahşettim?
Yâkub:
- Hayır!
- Çünkü sen benden rica ettin ve dedin: “Umulur ki Allah onların hepsini bana getirir.” (Yûsuf: 83) Ve bir de: “Ey oğullarım! Haydi gidin de Yûsuf ve kardeşinden, iyice araştırarak, haber edinin. Allah’ın lutfundan ümidinizi kesmeyin!” (Yûsuf: 87) dedin.

29 Mayıs 2015 Cuma

Yeniden Yola Çıkmak

Umutlarımızı yarınlara bağladık, bugüne hiçbir şey kalmadı...
Kalabalık yalnızlıklarımızı büyüttük içimizde. Geçmişi yaşadık, bugünü anlamadık.
Yarını beklerken, kopardığımız her takvim yaprağı hayallerimizi boşa çıkardı. 
Sevinçlerimiz de yarımdı, hüzünlerimiz de. Mutluluksa bize hep uzaktı. Başkalarının çizdiği yollarda yürüdük düşünceye dek.

Başkalarının gösterdiği ufuklara baktık. Kendimize ait hiçbir şey olmadığının farkına varamadık. Kocaman bir yokluğu, varlık sebebi sandık, yanıldık.
Yağmurun toprakla buluştuğunda etrafa yayılan o muhteşem kokusu kadar tutkulu bir sele saldık duyguları. Çölleşmiş yürekler vardı umursamadık, biz yağmur bilmeyen çöllerin dilinden hiç anlamadık.

Onlar seraplara vurgundu, “bir gün belki” dediler ama duymadık. Yeni alınmış elbiselerle bayramlık sevinçlerini yaşayan çocuklar kadar sabırsızdık. Ama bayramları çocuksu mutluluklarda bırakıp bugüne taşıyamadığımızı anımsayamadık.
Gönlümüz limanlara uğramayan gemiler kadar tutkundu maviye, o uçsuz bucaksız deniz hep mavi sandık. Oysa deniz çoktan kirlenmişti, biz kirletmiştik, bunu da anlayamadık. İlk kez dinlediğimiz bir şarkı gibi eşsizdi duygularımız.

Sonra birbirinin aynı şarkıları söyledik, kendimizi herkesten farksız kıldık. Teslim olmayı güçsüzlük, gururu zafer saydık. Haklıydık belki, aksini anlatacak kimse karşımıza çkmadı. Büyütürken dünyadaki varlığımızı, kaybolup giden hislerimize çare bulamadık.
Mutluluk oyunlarıyla avunmak, zamanı doldurmak için gerekliydi belki. Başka bir olasılık var mıydı, hiç hesaplamadık. Yıllar sırtımıza birer ok saplayarak geçiyordu, yaraların kapanmasına izin vermiyordu vakit. Her ele merhem olur umuduyla uzandık. Kanıtlanmış formüllerle denedik aşkın varlığını, sonuçlar yanıltıcıydı ama dikkate almadık.
Yaşadıklarımız başkalarından farklı olamazdı ya! Mutlak yazılan çizilen kavramların bir doğruluğu vardı, kendimizi kandırmamız bizden tüm sevgilere inancımızı çaldı. Bir enstrümanın tellerinde yeniden besteleyebilirdik hayallerimizi. Yeniden yazabilirdik yenik düşmüş tarihleri. Her acımızı sevince dönüştürecek anları yakalayabilirdik el ele. Ama denemedik...

Yine de şimdi, her şeye rağmen birlikte yeni bir yolculuk için bir şans daha verebiliriz birbirimize. Biletimiz var cebimizde, birlikte çıkacağımız bir yol, yeni bir başlangıç için. Bu kez hayatı ıskalamadan ve kim bilir, sanki ilk kez birlikte yola çıkar gibi. Bugünü bilerek, bugünü yaşayarak, hiçbir duyguyu ertelemeden, sen ve ben...
Yeniden ve ısrarla, bu aşkın hatırına...
Bıkmadan ve sabırla, bu sevdanın adına

Mehmet Coşkundeniz
Kaynak : http://www.frmtr.com

Başarı Üzerine Sözler

Yaşamınızda ki her sorun için de bir armağan saklar. Richard Bach

Sorunlar bizim bilgeliğimizi ve cesaretimizi ortaya koyar. Schoot Peck

İşiniz sizin için oyun gibiyse, iş eğlenceden daha eğlenceli olur. Noel Coward

Ölüm insanı bir kere, korku insanı bin kere öldürür. İshak Tarık

Olmak istediğiniz kişilik gibi davrana davrana o kişiliğe bürünürsünüz. Leonard Limoy






Başarı İstenmediği Yere Gelmez!

Yenildiğinizi düşünüyorsanız yenilmişsinizdir,

cesur olmadığınızı düşünüyorsanız, korkaksınızdır,

kazanmak istiyor fakat, kazanamayacağınızı düşünüyorsanız, kesinlikle kazanamazsınız demektir.

Kaybedeceğinizi düşünüyorsanız çoktan kaybetmişsinizdir. dışarıda ki dünya ya çıktığınızda anlayacaksınız ki başarı ancak onu istediğiniz taktirde gelecektir.

Herşey insanın kafasında biter, büyük olmak için büyük düşünmelisiniz. Bir ödülü kazanmadan önce kendinizden emin olmalısınız. Yaşam savaşını kazanan her zaman en hızlı ya da en güçlü olan değildir. Er yada geç kazanan kişi kazanacağını önceden düşünebilen kişidir.

Arnold Parmer (Profesyonel Golfçü)


Yaz Sıcağında Oruç Tutanların Dikkat Etmesi Gerekenler

Sıcak Havada Orucu Kolaylaştırın

Ramazan geldi hoş geldi ancak bu sene biraz daha sıcak geldi. Peki bu sıcak yaz günlerinde oruç tutanlar nelere dikkat etmeliler? Sıcak havanın etkisi ile zorlaşan ve uzun günlerinde etkisi ile acıkma ve susuzluk gibi sorunların baş gösterdiği bu Ramazan ayında bilmeniz gereken önemli hususlar bulunuyor.
Uzmanların tavsiyeleri sayesinde uzun ve sıcak yaz günlerinde daha kolay oruç tutabileceksiniz.İşte 19 maddelik dikkat edilmesi gereken öneri listesi;

Oruç Tutanlar Nelere Dikkat Etmeli

  1. Çalışan kişiler mutlaka sahura kalkmalılar.
  2. Sıcaklıklar da oruç tutacakları zorlayacaktır. Bunun için güneş altında fazla durmamanız gerekiyor, aksi takdirde sağlık sorunlarıyla karşılaşabilirsiniz.
  3. Sahur ve iftarda birden bire çok yemek yemenin sağlık için tehlikeli olduğunu unutmamalıyız. İftarda ve sahurda hafif yemekler yiyin. Tıka basa doymadan sofradan kalkın.
  4.  Özellikle kalp ve tansiyon hastası iseniz, hamurlu, tuzlu ve kızartma türü yiyeceklerden uzak durun.
  5. Mide rahatsızlığı olanlar asit giderici ilaç kullanmalıdırlar.
  6. Bol sıvı gıda alın, gazozlu içeceklerden uzak durun. Halsizlikten kurtulmak için tuzlu ve sıvı gıdalar tüketin.
  7. Oruç döneminde vücutta şeker, sodyum, kalsiyum ve fosfat düşeceği için bunların telafisini yapın.
  8. Meyveyi yemekten 1 – 2 saat sonra tüketmelisiniz.
  9. Sahurda hazmı kolaylaştırıcı, lifli gıda içeren yiyeceklerden tüketin, kızartma ve baharatlı yemeklerden ise uzak durun.
  10. Sağlıklı olarak iş hayatını sürdürebilmek için Ramazan boyunca tüm besin gruplarından yeterli miktarda alınmalıdır.
  11. Ramazan boyunca metabolizma yavaşladığından, günlük hayatta alınan gıda miktarından daha az gıda miktarı yeterlidir.
  12. Çoğumuz iş yerinde iftar etmek durumunda kalabiliyoruz. Bunun yanında, eve gidildiğinde tekrar iftar sofrasına oturulabiliyor. Bu ise, sağlıksız ve fazla beslenmenin en önemli nedenini oluşturuyor.
  13. Belirli şeylere dikkat edilerek, fazla yemenin zararlarından kaçınılabilir. İş yerinde yapılacak iftarda bir bardak meyve suyu, bir tas çorba yeterlidir.
  14. Bir-iki saat sonra eve dönüldüğünde asıl yemek olarak akşam öğünü yenilebilir.
  15. İftarda tüketilecek yemeklerde kullanılacak besinlerin cinsine, hazırlanması ve pişirilmesine dikkat edilmelidir.
  16. Sahurda bir bardak süt, biraz kraker, bir tane meyve ve yeterli miktarda su alınması yeterlidir.
  17. Fazla miktarlarda doymuş yağ içeren besinlerden uzak durulmalıdır.
  18. Oruçluyken spor yapmamaya özen gösterin. Spor yapmak kan şekeri ve metabolizmayla ilgili bazı sorunların ortaya çıkmasna neden olabilir.
  19. Tam tahıllı, çavdar, yulaflı veya kepekli ekmekleri tüketin.

Kaynak : www.renklinot.com

Oruç tutanların dikkat etmesi gereken hususlar

Sahur ve iftarda birden bire çok yemek yemenin sağlık için tehlikeli olduğunu unutmayın.

İftarda ve sahurda hafif yemekler yiyin. Tıka basa doymadan sofradan kalkın.
Özellikle kalp ve tansiyon hastası iseniz, hamurlu, tuzlu ve kızartma türü yiyeceklerden uzak dursun.
Mide rahatsızlığı olanlar asit giderici ilaç kullansın. Oruç döneminde vücutta şeker, sodyum, kalsiyum ve fosfat düşeceği için bunların telafisini yapın. Sahurda hazmı kolaylaştırıcı, lifli gıda içeren yiyeceklerden tüketin, kızartma ve baharatlı yemeklerden ise uzak durun.
Bol sıvı gıda alın, gazozlu içeceklerden uzak durun. Halsizlikten kurtulmak için tuzlu ve bol sıvı gıdalar (portakal ve meyve suları vs) tüketin.
İnsülin kullanan, sık sık şekeri düşen ve ciddi organik rahatsızlıkları olanların oruç tutmamaları tavsiye olunur. 
Ramazan ayını fırsat bilerek sınırlı ve düzenli yemek yemeği alışkanlık haline getirin
Kaynak : www.takvim.com.tr

19 Mayıs 2015 Salı

Mutlu Olmak Mı ? Neden Olmasın ?


Hayatımız boyunca mutluluk isteriz. Ama malesef henüz hayatın bir  kullanma kılavuzu yok.
Hayatta birçok şeyi olan insanlar kendilerini bir boşlukta hissederken, neredeyse hiçbir şeyi olmayanların her zaman yüzlerinde bir gülümseme ile gezinmelerini kimse açıklayamıyor.
Mutluluk ve huzur, mantıklı bir formüle sahip değil, somut hiçbir şey uzun zamanlı bir mutluluğu garanti edemiyor.
Çoğumuz, var olmanın ağırlığı altında eziliyor ve mutluluğun sahip olduklarımızın tersine, hep arayışından olduğumuz ve olacağımız bir şey olarak görüyoruz.
Hedefler koyuyoruz, belirli şeylerin mutlu olmamıza yeteceğini sanıyoruz, daha fazla para, çok daha fazla ayakkabı ya da ev almak…
Sonra, bu sıraladıklarımıza kavuştuğumuzda, neden hala aynı hissettiğimiz sorusunu cevaplayamıyoruz. Olay şu ki, kimse mutluluğun ne olduğunu veya nasıl ulaşacağını bilmiyor (aslında ona sahip olsalar da).
Ama, eğer kendimizi, mutluluğun kendi kafamızda yarattığımız bir çerçeve olduğu teorisine inandırırsak, üzerinde uğraşmamız ve kabul etmemiz gereken birkaç şey kalıyor;

1. Her şeyi kontrol edemezsiniz, bunu kabullenin.

1
Hayatta alıştığımız , değiştirmek istemediğimiz şeyleri takıntı yapmak yerine değiştirebileceğiniz şeylerin kontrolünü ele alın.
Aynı şeyleri yapmaya devam edip farklı sonuçlar bekleyemezsiniz. Hayatınızı değiştirmek istiyorsanız bunu denemek zorundasınız.

2. Hedefler seçin, sonra onları yıkın.

 tr
Hayat ihtimallerle dolu olduğunda daha heyecanlı.
Hayatınızda küçük büyük amaçlarınızı belirleyin ve istediğiniz bir şeye ulaşmak için sürekli uğraşın. Ancak bunu yaparken, mutlu olmanın, istediğiniz her şeye ulaşmak olmadığını hatırlamaya çalışın, onlara ulaşmaya çalışırken ne kadar eğlendiğiniz ile alakalı.

3. Hayatınız planladığınız veya beklediğiniz şekilde ilerlemeyebilir.

2
Herkesin 3-5 sene sonrasına bir planı ya da hayali vardır elbette.
Bundan dolayı, her birimiz, kendi yarattığımız gerçekleşmemiş beklentilerin gölgesinde yaşarız ve kendimizi “Şimdiye kadar zengin olurum sanmıştım.” ya da “Şimdiye kadar evlenirim sanmıştım.” tarzında cümleler kurarken buluruz.
Gerçek şu ki, hayatınız gözünüzde canlanandan çok farklı yönde ilerleyebilir, ama çıktığınız yolculuğun farklı olması aynı yere varamayacağınız anlamına gelmez.

4. Yol tümseklerle dolu olacak.

3
Sorunlarınızı değil sahip olduğunuz iyi şeyleri sayın (Gülücüğe odaklan). Hayatınız hiçbir zaman mükemmel olmayacak, çünkü öyle bir şey yok. Zamanımızın çoğunu, sahip olduğumuz harika şeylere odaklanmak yerine nelerin daha iyi olabileceği hakkında yakınarak harcıyoruz.
Sorun şu ki, yetersizliklere odaklanarak hiçbir zaman mutlu olamazsınız çünkü bir süre sonra tek görebildiğiniz şey onlar olur.

5. Hayatınızın tam olarak olması gerektiği gibi ilerlediğini kabul edin.

5
Bazı şeylerin olması gerektiği için gerçekleştiğini düşünürüz, çünkü buna mecburuz. Her ufak hareketin daha fazla rastgele şeyler doğurduğunu ya da en küçük kararların bile gelecekteki etkisinin devasa olduğunu düşünmek fazlasıyla korkutucu, o yüzden, (evde) denemeyin.
Ne olması gerektiği hakkında kafa yormayı bırakın ve şu an yaşadığınız şeyi yaşayın – bir sebebi var ki oluyor (yani, öyle umuyoruz).

6. Sizinkinden güzel bir hayata sahip birisi illa ki olacak.

7
Mutluluğun sırrı, başka insanlarınkiyle kendinizinkini karşılaştırmamaktan geçiyor.Bazı insanların şansı daha yüksek olabilir bu yüzden sizden daha iyi konuma gelebilir.Şansta size elbet gülececktir.

7. Kontrol edebildiğiniz çok şey var zaten.

6
Gerisi şans ve zamanlama ile alakalı… Hikayenize biraz inanın, henüz bitmedi. Şu an mutsuz olsanız bile, 24. bölümden sonra hikaye yön değiştiriyormuş diye duydum.

8. Herkesi memnun edemezsiniz.

4342
Herkesi mutlu etmek için çok fazla zaman harcarsanız, kendiniz dışında herkesi memnun etmiş bulursunuz kendinizi. 
Arada bir hayır demeyi öğrenin, bazen, sadece sizin için önemli olan şeylere odaklanmanız gerekebilir.

9. Hatalar yaptınız ve büyük ihtimalle yapmaya devam edeceksiniz.

7x
Dünyanın sonu değil.
Her pişmanlık sonrası kafayı yemek yerine, kendinize “Bir sene sonra önemli olacak mı?” diye sormayı deneyin, eğer cevap “hayır” ise saatler boyu üzülmenizi gerektirecek bir şey değildir belki de.

10. Bazı şeyler kontrolünüz dışında gelişir, bırakın olsunlar.

5432
Kontrol edemediğiniz şeylerle savaşmak sadece enerji kaybına yarar.
Bir tabağı fırlatıp parçaların gideceği yerleri kontrol etmeyi bekleyemezsiniz. Zor zamanlar geçirirken, parçaların nereye isterse oraya düşmesine izin vermek ondan sonra birleştirmeye çalışmak en iyisi olacaktır.

Eleştirilere Fazla Takılanlara Özel…


Bir zamanlar 1 oğlu ve 1 eşeği olan  bir varmış. İmkânlarını daha iyiye götürmek ve dünyayı tanımak için şehir şehir dolaşmaya karar vermişler ve küçük oğullarını eşeklerinin sırtına bindirip yola koyulmuşlar.
İlk geldikleri köyde insanların arkalarından ”şu terbiyesiz çocuğada bakın! Kendisi eşeğin sırtında. Rahatça yolculuk ederken, zavallı ve babası kanter içinde yürüyorlar! ” dediklerini duymuşlar.
Baba eşine dönmüş ve ‘biricik oğlumuzun terbiyesizlikle suçlanmasına izin veremeyiz, en yaşlı ben olduğuma göre eşeğe ben bineyim siz ana-oğul yürüyün ” demiş. Ve böylece giderkenbaşka bir köye gelmişler.
2. Köyde ilerlerken insanların : ”şu ahlaksız adama da bakın, kendisieşeğin sırtında seyahat ederken zavallı oğlu ve karısı yürümek zorunda kalmış!” dediklerini duymuşlar.
Ahlaksız biri olmayı kendine yakıştırmak istemeyen baba karısını eşeğin sırtına bindirmiş ve baba-oğul yanlarında yürürken 3.köye gelmişler!
3. Köyde insanların arkalarından ”zavallı yaşlı adam, hem bütün güneşek gibi çalışıyor kendisini prenses sanan karısı da hem kocasının hem de ufacık oğlunun yanında yürümesine aldırmıyor. Herhalde çocuk da üvey evlattır ”dediklerini duymuşlar.
Bunun üzerine tüm  eşeğin üstüne binmişler ve 4.köye ulaşmışlar. 4.Köyde insanların: ”şu canavar insanlara da bakın! Zavallı eşeğin belini kıracaklar ”dediklerini duymuşlar.
Eşekten inip üçü de hayvanın yanında yürüyerek 5. köye varmışlar. Bu kez duyduklarına inanamamışlar : Köylüler gülerek ‘şu üç salağabakın, kendilerini taşıyacak bir eşekleri olduğu halde yürüyerek yolculuk yapıyorlar ”!!!
SONUÇ:
GENELLİKLE İNSANLAR BİR EKSİĞİNİ ELEŞTİRMEK İÇİN HER ZAMAN BİR EKSİĞİNİ BULACAKLARDIR VE KİMSE SENİ OLDUĞUN GİBİ KABUL ETMEYECEKTİR.
ONUN İÇİN DOĞRU BİLDİĞİNİ YAPMAKTAN ÇEKİNME
HAYAT ÖN PROVASI YAPILMAMIŞ BİR TİYATRO GÖSTERİSİDİR. BU ALKIŞI OLMAYAN TİYATRONUN PERDESİ KAPANMADAN;HOŞGÖR.SEV.PAYLAŞ .Charlie Chaplin

Tolstoy’un Özlü Sözleri…

* Bir insanı bulunduğu mevkiyle değil, göz koyduğu mevkiyle ölçmek gerekir.
* Her zaman kalbimizden gelen ve doğru bulduğumuz sese uymalıyız, çünkü o ses hiçbir zaman yalansöylemez…(Bu söz Savaş ve Barış için söylenen bir sözdür)
* Bütün mutlu aileler birbirlerine benzerler, her mutsuz ailenin ise kendine özgü bir mutsuzluğu vardır.
* Bir insanın değeri bayağı kesire benzer: Pay gerçek değerini gösterir, payda kendisini ne zannettiğini. Paydanın değeri arttıkça kesrin değeri azalır.
* Evliliğe kutsallık veren, aşktır.
* Gerçek aşk daima kişisel yarar duygusundan vazgeçme temeli üzerinde yükselir.
* Güzel olan sevgili değildir, sevgili olan güzeldir.
* Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür, ama hiç kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez.
* Her şey beklemesini bilen kişiye kendiliğinden gelir.
* İnsanlar seni, istedikleri kadar bilsinler, ama kendi kendini aldatabilir misin?
* İktidar, ancak onu eğilip alabilme cesaretini gösterenlere verilir.
* Kadın, erkeği kılıçsız zapteder ve ipsiz bağlar.
* Kadın öyle bir konudur ki, onu ne kadar incelersen incele her zaman yepyenidir.
* Menfaat karşılığı yapılan iyilik, iyilik değildir. İyilik, sebep ve netice zincirinin dışındadır.
* Mutluluğu ihtiraslarda değil kendi yüreğinizde arayın. Mutluluğun kaynağı dışımızda değil içimizdedir.
* Nasıl kafa sayısı kadar düşünce varsa, kalp sayısı kadar da sevgi çeşidi vardır.
* Sadelik, iyilik ve doğruluk olmayan yerde büyüklük yoktur.
* Sakın ahlak kurallarını çiğnemeyin çünkü öcünü çabuk alır.
* Sıkıntı sürecinde olgunlaşan, düşünceyle yoğunlaşan, emekle hazırlanan ve en iyiyi vermeyi amaçlayan faaliyete sanat denir.
* Eskiden önce orospularla yatıp sonra temiz aile kızlarını alırdık, şimdi önce temiz aile kızlarını alıp sonra orospularla yatıyoruz…
* Bizim mantık evliliği dediğimiz şey her iki tarafın da gençlik çılgınlıklarında bulunup iyice kurtlarını döktükten sonra yapılan evliliktir…
* Biz hem kurtların doymasını, hem de koyunların sağ kalmasını istiyoruz
* Öyle horozlar vardır ki, öttükleri için, güneşin doğduğunu sanırlar.
* Başkaları için kendinizi unutun o zaman sizi de hatırlayacaklardır
* İnsanlara en adil şekilde dağıtılan nimet akıldır. Çünkü kimse aklından şikayetçi değildir
* Bir insanın hayatının ikinci yarısı, ilk yarıda kazanılan alışkanlıkların sürdürülmesinden ibarettir
* Sen yalan içinde yaşıyorsun, ben hakikatte iddiası, bir insanın ötekine söyleyebileceği en acımasız sözdür
* İçim nefretle dolu, öcümü alacağım.
* İnsanlar, aşk üzerindeki görüşlerini değiştirmelidir. Kadınla erkek, cinsel aşkı şimdi olduğu gibi şiir havasına büründürmekten kaçınmalıdır. Bunun yalnızca insanı alçaltan hayvanca bir iş olduğu kabul edilmeli..

Kaynak : http://enguzelyazilar.com/

Doğum Ayına Göre Ruh Hali…

OCAK:Hırslı ve ciddi kişilik.Öğrenmeyi ve öğretmeyi sever.Akıllı,planlı,programlıdır.Çok çalışkan ve üretkendir.Çok eleştirir..Hassas ve derin hisleri vardır.İnsanı nasıl  edeceğini bilir.Aşırı dikkatlidir.Bünyesi kuvvetlidir.Zor heyecanlanır.Romantiktir ama aşkını ifade etmekte zorlanır.Çocukları sever.Evcil ve sadık bir eş olur.Kolayca kıskanır.Sosyal yönden zayıftır.
ŞUBAT:Somut şeylere önem verir.Değişken,sessiz,utangaç ve ağırkanlı.Kendine güveni pek yok.Dürüst.Özgürlüğüne düşkün.Bazen saldırganlaşır.Kesin olmayan işlerden hoşlanmaz.İnatçıdır.Hayallerinin peşinden gider.Batıl inançlara eğilimlidir.
MART:Çekici kişilik,utangaç vetutucu.Esrarengiz.Cömert ve sempatik.Rahatına düşkün.Hassas.Hizmet etmekten zevk alır.Kolay sinirlenmez.Güvenilir.Nezakete önem verir.İyi bir gözlemcidir.İntikamcıdır.Seyehat etmeyi sever.Dikkat çekmeyi sever.Dekorasyona meraklı.Tempolu müzikleri sever.Çok değişkendir
NİSAN:Aktif ve enerji dolu.Çabuk karar verip çabuk pişman olur.Şefkatlidir.Mantığını dinler.Diplomatiktir.İnsanları teselli etmeyi sever.Dostlarının sıkıntılarıyla ilgilenir.Cesurdur.Maceraperesttir. ve ilgisini belli eder.Hafızası güçlüdür.
MAYIS:Sert yapılı.Kolay sinirlenir.İlgi çeker.Fiziki güzelliğe önem verir.motivasyona ihtiyacı yok.Sistematik çalışır.Hayal kurmyaı sever.İleri görüşlü.Kolay sakinleştirilir..Anlayışlı.Edebiyat ve sanatla ilgili.Evde oturmaktan sıkılır.Çocukları pek sevmez.
HAZİRAN:Aynı anda birden fazla şeyi düşünür.Nazik ve tatlı dillidir.Hassastır kararsızdır.Komik ve eğlecelidir.Konuşkandır.Kolay arkadaş edinir.Kolay incinir.Gribe yatkın bünyesi vardır.Çok inatçıdır.
TEMMUZ:iyi bir surdaş.Anlaşılması güç.Aşırı gururlu.Başkalarının düşüncelerine aşırı önem verir.sokulgandır.Kin tutar.Sempatiktir.Yalnız olmayı sever..Kolay öğrenir.Arkadaş sıkıntısı çekmez.Zor ikna olur.Ağır işleri sever.
AĞUSTOS:Şakalaşmayı sever.Hassas ve ilgilidir,Korkusuzdur..Liderlik özellikleri vardır.Psikolojiyle ilgilenir.Kolay provoke edilir.Dikkatli tedbirlidir.Hürriyetine düşkündür.Yol göstermeyi sever.Romantiktir.
EYLÜL:Hataları yüze vurur.Detaylarla uğraşır,İyi bir konuşmacı.Sadık ve güvenilir.Sorumluluk almayı sever.Bilgi ve kültüre önem verir.Spor ve seyehati sever.İlişkilerinde seçici.Hislerini kendine saklar.
EKİM:Herkesle sohbeti sever.İlgi odağı olmak ister.Yalancılığı yapmacıklığı sevmez.Arkadaşlarına çok önem verir.Çabuk kırlıp toparlanır.Kararsızdır,duygusaldır.Kendine kolay güvenmez.Etraftan çabuk etkilenir.
KASIM:Eğlenceli kişilik.İnsanları kolay etkiler.Çalışkan ve sorumluluk sahibi.Kontrolü ele almayı sever..Enerjik çevresini motive eder.iyi bir liderdir.İçten ve yardımseverdir.Adil davranır.Süprizleri sever.Hataları affetmez.İradesi güçlüdür.Derin duyguları sever.Herkesi olduğu gibi kabul eder.Sır saklamayı bilir.
ARALIK:Sadık ve cömert.Sabırsız.Birlikte vakit geçirilmesi eğlenceli.Azimli.Sosyal
yönü kuvvetli.Dostlarını kendinden fazla düşünür.Kızgınlığı uzun sürmez.Sevildiğini görmek ister.Espri anlayışı gelişmiş.

Kaynak : http://enguzelyazilar.com

18 Mayıs 2015 Pazartesi

Yıkılmadım, ayaktayım!

Hayatta bazı şeyler planladığımız gibi gerçekleşmeyebilir. Bazen hayal kırıklıklarıyla karşı karşıya kalabiliriz. Her insan böyle bir durumda derin üzüntü yaşar. Peki bu durumdan en az zararla nasıl kurtulabiliriz? İşte işleriniz umduğunuz gibi gitmediği zamanlarda pozitif olmanıza yardımcı olabilecek öneriler...
Planlarınız umduğunuz gibi işlemediğinde pozitif kalmanıza yardımcı olabilecek 10 olumlu düşünme tekniği
Yaşamın kendisi, bize sunulmuş en değerli hediye. Ancak bazen deneyimlediğimiz olumsuz durumlar, üst üste gelen problemler hayatın tadını çıkarmamıza ve anı yaşamamıza engel olabiliyor. Tam her şeyi yoluna koyduğumuzu düşünüp hayatın keyfini sürmeye başlamışken, küçücük ve ummadığımız bir problem yaşanan tüm olumlu deneyimleri bir anda yok edebiliyor.
Neden bu şekilde sonlandı? Neden ben? Neden ben de herkes gibi normal bir hayat yaşayamıyorum? Hiç problem yaşamadan hayatına mutlu devam eden insanlar bunu yapmayı nasıl beceriyor? Sorun bende mi?
Tabii ki tüm olumsuzlukların bir gecede düzelmesi ve ertesi güne mutlu bir birey olarak uyanmanız gerçekçi bir beklenti değil. Aynı şekilde hayatınız boyunca karşılaşacağınız olumsuz durumları engelleyebilmeniz de mümkün değil. Fakat bu durumlar karşısında nasıl bir tavır izlemeniz gerektiği, olaylara nasıl yaklaştığınız sizin kontrolünüz altında.
1. Hayata ve kendinize güvenin
Her şeyin bir gün yoluna gireceğine emin olun. Kış boyunca çıplak kalmış bir ağaç bahar aylarında çiçekler açar.
Hayatınızın kış dönemlerinde meyve alamadığınız için üzülmek yerine, bir gün baharın geleceğine ve her şeyin daha iyi olacağına dair inancınızı koruyun. Olumsuzlukların yaşamınızı etkilemesine izin vermeyin ve daima pozitif düşünün.
2. Planlarınızda değişiklikler yapın
Bir hatayı bir kez yaptığınızda bu sizin suçunuz değildir, ancak ikinci kez aynı hatayı yapmak sizin elinizdedir. Bir problem çözme aşamasında sürekli aynı çözüm yolunu deniyor ama başarıya ulaşamıyorsanız yeni yollar denemenin vakti gelmiş demektir. Çözüm yollarınızı ya da planlarınızı değiştirmek, gelecekle ilgili hayallerinizden vazgeçmek değil; o hayale ulaşmak için gitmekte olduğunuz yolu değiştirmek anlamına gelir.
3. Meditasyon yapın
Meditasyon bir çoğumuz için fazla spritüel ve soyut bir uygulama olabilir. Meditasyona yaklaşımınız ne olursa olsun, etkili olduğuna inanın ya da inanmayın, kendinize dönüp bakmak ve iç sesinizi dinlemek için fırsatlar yaratmak size iyi gelecektir. Kişinin kendisiyle baş başa kalmasını ister meditasyon, ister dua, ister rahatlama olarak adlandırın, ne olursa olsun kendinize zaman ayırmayı unutmayın.
4. Sabırlı olun
Bazen bekleme aşamasında yaşadığımız deneyimler, beklediğimiz şeyden çok daha değerli olabilir. Çünkü bize asıl yol gösteren şey aslında bekleme aşamasında öğrendiklerimiz ve yaşadığımız değişimlerdir.
Hepimizin hayattan az ya da çok bir beklentisi var. Yeni bir iş, birlikte mutlu olabileceğimiz bir sevgili, yeni bir şans… Ne bekliyor olursanız olun, hala bekleme aşamasında olmanız o şeye sahip olmaya henüz hazır olmadığınızın bir göstergesi olabilir.
Beklemek ceza değil, hazırlıktır.
5. Pozitif olmadığınız zamanlarda bile olumlu düşünmeye çalışın
Birileri size ‘’Nasılsın?’’ sorusunu sorduğunda verdiğiniz cevap genelde hep ‘’İyiyim.’’ olur. Olumsuz bir şey yaşamış olsak da, kendimizi kötü hissetsek de karşımızdaki kişiye iyi olduğumuzu yansıtmak, aslında kendi kendimize geliştirdiğimiz bir savunma mekanizmasıdır.
İyi olduğumuzu sürekli tekrar etmek bizi olumsuz düşüncelerden uzaklaştırır ve zamanla daha pozitif hissetmemize yardımcı olur. Düşüncelerinizi değiştirmek, hayatınızı değiştirmenin ilk adımıdır.
6. Stres yaratan durumlar yerine sahip olduğunuz şeylere odaklanın
Problemlere odaklanmak ve olumsuz düşünmek kolaydır. Ancak yaşamımız boyunca deneyimlediğimiz olumlu durumlar, olumsuzluklardan sayıca çok daha fazladır. Olumlu durumlar yerine olumsuz olanlara odaklanmamızın altında ise, olumsuz durumlarla nasıl baş edeceğimizi bilmememiz ve bu durumlara hazırlıksız yakalanmamız yatar.
7. Anda yaşayın
Üzerine ne kadar düşünürseniz düşünün, ne kadar hayal kurarsanız kurun ya da ne kadar düşünerek kendinizi meşgul ederseniz edin; geçmiş geçmiştir. Gerçeklerle yüzleşebildiğinizde, geçmişiniz artık size zarar vermez.
Geçmişte yaşadıklarınıza üzülmek yerine yaptığınız hatalardan ders çıkarmaya çalışın.
8. Olayları akışına bırakın
Planladığınız şeylerin yolunda gitmemesinin sebebi, evrenin sizin için yaptığı planların farklı olmasından kaynaklanıyor olabilir.
Pikniğe gitmeyi planladığınız gün yağmur yağabilir. Pikniğinize devam edip yağmurda dans etmek, ertelemek ya da durmadan şikayet etmek sizin elinizde. Yaşamımızı farklı ve dinamik tutan şey, aslında planladığımız şeylerin yolunda gitmemesi.
Olayları akışına bırakarak yaşamaya başladığınızda unutamayacağınız anlar yaşamaya başladığını fark edeceksiniz. Bazı şeyler kontrolümüz dışında geliştiğinde şikayet etmektense kabullenerek duruma adapte olmaya çalışmak, sizi bir adım ileri taşıyacaktır.
9. Kendinize inanın
Hayatta bazen önümüzü göremediğimiz ve sonrasında karşımıza neler çıkacağını öngöremediğimiz anlar yaşayabiliriz. Nereye gittiğinizi bilmeden ilerlemek korkutucu olabilir ve risk içerebilir; ancak ilerlemediğiniz süre yolun sonunda ne olduğunu asla göremezsiniz. İnancınızı güçlü tutun ve ulaşmak istediğiniz noktaya bir gün ulaşacağınıza inanın.
10. Hayatı bir öğrenme süreci olarak görün
Üzgün olduğumuz anlarda hep en kötü şeylerin bizim başımıza geldiğini düşünerek üzülme eğilimindeyiz ancak yaşadığımız olumsuz deneyimler ne olursa olsun geçici. Önemli olan şey yaşadığımız üzüntü, sevinç, korku ya da değişim zamanlarına öğrenme süreci olarak yaklaşabilmek. Hatalarınızdan ders çıkararak, yaşadıklarınızı diğer insanlarla paylaşarak ilham verebilmek. .
Hayat yolculuğundaki her anınız çok değerli. Zamanı geri alabilmeniz ve yaşamınızdaki tüm olumsuzlukları yok edebilmeniz mümkün değil. Kendinize inanın ve değişimin kendi içinizde başladığının farkında olun.

Yaşam enerjinizi tüketmeyin!

Ruhu, zihni bedeni bitiren sorun: Tükenmişlik sendromu

 
 Kalabalık şehirler, bitmeyen işler, gıdalardan yüklenen toksik etkiler, işten işe koşuşturma, sekteye uğrayan insan ilişkileri... Yazarken ve okurken dahi insanı halsiz bırakan konular çoğumuzu tüketti. Farkında olun ya da olmayın bu sendoruma siz de yakalanmış olabilirsiniz.
Vücutta aşırı yorgunluk hissi ve mutsuzluk gibi belirtilerle kendini gösteren bu sağlık sorunu, kişinin iş hayatında olduğu kadar, aile ve eş ile olan ilişkilerinde de çeşitli sıkıntılar yaşamasına neden oluyor.
Her meslek grubunda görülür
Emsey Hospital'dan psikiyatr uzm. Dr. Orhan Karacabakın sendromu nasıl tanımlıyor: "İş hayatında aşırı yorgunluk, kronik zorlanma, monotonluk, yeteri kadar istirahat etmeme ve kişinin gösterdiği efora karşı beklediği verimi alamayışı sonrasında ortaya çıkar. Halsizlik, yorgunluk, motivasyon kaybı, isteksizlik, çaresizlik duygusu, tahammülsüzlük, sinirlilik, uyku ve iştah bozukluğu, vücut ağrıları gibi belirtiler sıklıkla görülür. Kişinin iş yaşamı ve kendi ruh sağlığı kadar, sosyal yaşam ve aile hayatını da olumsuz etkiler. Her meslek grubunda görülebilir."
Sorunun altında yatanlar
İş hayatında aşırı rekabetçi ortam, kişilerin paylaşımlarının ve birbirlerine olan güvenlerinin az olması, adaletsizliğin var olduğu düşüncesi sağlık sorunlarına ortam hazırlıyor. Kişi yoğun motivasyon ve enerjiyle başladığı bir işte emeğinin karşılığını alamadığını düşündüğünde, sendrom başlıyor.
Kişinin, daha çok enerji harcayarak çok büyük değişimler sağlayacağını düşünmesi üzerindeki baskıyı artırıyor. Kişinin özel yaşamında ve sosyal hayatında, kendini rahatlatacak sosyal aktivite ve etkinliklere yer vermemesi, enerjisinin hızla düşmesine neden oluyor.
Dr. Karaca'ya göre, bu sağlık sorunun gelişmesi ve ilerlemesinde belirleyici oluyor. Dr. Karaca "Mükemmeliyetçi kişilik yapısı, yanı sıra; aşırı özveri gösterme, idealistlik ve yaşadığı zorlukları derinleşmeden çözme becerisinin yetersizliği gibi durumlar da sıklıkla gözlenir" dedi.
Nasıl önlenebilir?
Mükemmeliyetçilik, kişinin kendini telkinle ve dikkatini başka yönlere dağıtarak büyük ölçüde kontrol edebileceği bir kişilik yapısıdır" diyen Dr. Karaca, "Kişilerin yüksek ve ulaşılması güç hedefler yerine daha ulaşılabilir hedefler koymaları, sorunu önlemede önemli bir adımdır. Kişinin durumunun farkına varıp, kendine daha çok zaman ayırması gerekir. Hayatta iş ve özel yaşam arasında bir denge kurulmalıdır.Sorunu yaşayanlar profesyonel yardım istemeyecek kadar çaresiz hissedebilirler. Kişi, profesyonel yardım almaya ikna edilmelidir" diye konuştu.
Yazar: Serda Kıvılcım
Kaynak: http://www.bugun.com.tr