4 Haziran 2015 Perşembe

Çamaşır yıkadı ağda yaptı 500 milyon dolarlık şirketi var

1986 yılında, Los Angeles’ta 15 bin dolar gibi çok küçük bir bütçeyle kurduğu Dermalogica’nın, geçen yıl 500 milyon dolar ciroyla yılı kapaması, bugün dünyanın 48 ülkesinde satılması, baştan sona bir başarı hikayesi. Dün İstanbul’da başlayan ve iki gün sürecek Uluslararası Dermalogica Kongresi için İstanbul’daydı. 50 ülkeden 2 bin cilt bakım terapistinin katıldığı kongre sırasında hikayesini kendi ağzından dinledik.
EN ÇOK BAHŞİŞİ BEN VERİRİM ÇÜNKÜ NE DEMEK İYİ BİLİRİM
İngiltere’de, bir kasabada yaşıyorduk. Annem 38 yaşında dört çocukla dul kalmıştı. Bütün kardeşler cumartesi günleri çalışacak birer iş bulduk. Ben bir güzellik salonunun çamaşırhanesindeydim. 15 yaşında saç yıkamaya terfi ettim. İki yıl çamaşırcılıktan sonra müşterilerle sohbet edip, saçlarını şampuanlamak benim için heyecan vericiydi. Üstelik bahşiş alıyordum. Şimdi her gittiğim yerde en yüksek bahşişi veririm. Çünkü bahşiş ne demek çok iyi bilirim. 17 yaşıma geldiğimde çalıştığım kuaför estetik salonuna dönüştü. 1,5 yıl cilt bakımı dersi aldım, altı ay estetik salonunda staj yaptım. Elizabeth Arden ürünlerinin uygulamasının yapıldığı bir salonda işe girdim. Orada makyaj teknikleri ve moda formasyonum gelişti. Sonra bir gün Londra’da bir estetik merkezine makyaj uzmanı arandığı ilanını gördüm. Hemen Londra’ya gittim, işe alındım ve bir buçuk yıl orada çalıştım. 21yaşıma gelmiştim, hayatımdan memnundum.
GÜNEY AFRİKA’YA GÖÇMEN GİTTİM
Çok soğuk bir kış günü gazetelere bakıyorken, yanımdaki arkadaşım "acaba şu an dünyanın en sıcak yeri neresidir" dedi, baktık Güney Afrika’da Johannesburg’du. Keşke orada olsak diye konuşurken, sayfayı çevirdim ve Güney Afrika Devleti tarafından verilmiş resmi bir ilan gördüm. Göçmen arıyorlardı. En az iki yıllığına orada kalma şartı vardı. Bileti de onlar ödüyordu. Bu bir işaret olmalıydı, ilana başvurmaya karar verdim. Dikkatli olursak hayatımıza yön veren her şeyin aslında yanı başımızda bize hep işaret edildiğine inanırım. Ertesi gün hemen Güney Afrika Büyükelçiliği’ni aradım. Öncelikle aradıkları kasaptı, ikinci sırada pastacı vardı. Üçüncü aradıkları ise bir estetisyen ve kuafördü. Altı hafta sonra Johannesburg’taydım.
MÜŞTERİ GİBİ RANDEVU ALDIM AĞDACILIK YAPMAYA RAZI OLDUM
Dört yıl Güney Afrika’da yaşadım. İlk gittiğimde devletin ayarlardığı işler şehir dışındaki küçük kasabalardaydı. Kendi imkanlarımla Cape Town’a uçtum. Sarı sayfalar fihristi elimde, güzellik ilanlarına baktım en büyük ilanı verenlerden birine telefon açtım. Londra’dan geldiğimi, bir arkadaşımın onların salonunu tavsiye ettiğini, müşteri olarak gelmek istediğimi söyledim. Randevuya gittiğimde salon sahibi kimin tavsiye ettiğini sordu. "Doğruyu söylemek zorundayım, ben aslında sarı sayfalardan sizi buldum ve müşteri değil, aslında iş arıyorum" dedim. Belki ağdacı olarak işe alabileceğini söyledi. Estetisyenlikten ağdacılığa dönmek istemiyordum ama başka çarem yoktu. Maaş almadan, primle dokuz ay çalıştım. Sonra Cape Town’ın merkezinde başka iş buldum.
BİLDİKLERİMİ ÖĞRETMENİN MÜTHİŞ BİR FIRSAT OLDUĞUNU FARK ETTİM
Cape Town’daki merkez Los Angeles bağlantılı bir şirketti. Beni Los Angeles’a kursa gönderdiler. Daha ayak bastığımda kesinlikle burada kalmak istediğime karar verdim. Hem çok sevdim hem de büyük fırsatlar yakalayabilirdim. Orada şirketin bir elemanı benimle ilgileniyordu. Sonradan o kişinin eşim olacağı tabii ki aklıma gelmezdi. Şirkette tanıştığım kişilerden biri cilt bakım ürünlerini satıyordu. Cilt bakım pazarının zayıf olduğunu, ona cilt bakımı ile ilgili bilgiler öğretip öğretemeyeceğimi sordu, ders vermeye başladım. Böylece insanlara cilt bakımı ile ilgili bir şeyler öğretmenin müthiş bir fırsat olduğunun farkına vardım. Altı ay sonra küçük bir ofisi sınıfa dönüştürdüm, yetmişe yakın öğrencim olmuştu. İki yıl kurs vererek hayatımı kazandım. Öğrencilerim niçin kendi ürünümü yaratmadığımı soruyorlardı. Dermalogica böyle başladı. 1986 yılında eşimle birlikte Dermalogica’yı kurduğumda sadece 15 bin dolarımız vardı. Nasıl bir ürün istediğimi biliyordum ama nasıl yapılması gerektiğini bilmiyordum.
15 BİN DOLARLA BAŞLADI ŞİMDİ 500 MİLYON DOLAR CİROSU VAR
Benim cildim alerjiktir ve yaratacağım ürünün kesinlikle çok sofistike bir şey olmasını istiyordum. Yetmişe yakın kimyagerle konuştum sadece üçü bunu yapabileceğini söyledi ama çok büyük bir bütçe gerekliydi. Bizim paramız yoktu. Ürün geliştirilince çok satacağına ve o zaman kimyagerin de parasını ödeyebileceğimizi söylediğimizde kabul etti. Her ürün için tek tek ne istediğimi anlattım. Bu çok kalın, bunun hissi iyi ama sürünce biraz yağlı gibi eleştiriler yaparak dokuz ayda 28 ürünü formüle ettik. Ben ürün geliştiremem ama geliştirilen ürünün ne olması gerektiğini çok iyi bilirim. Ortaya çıkardığımız ürünler çok kısa bir zamanda Los Angeles ve Kaliforniya’da popüler oldu. Amerika pazarında yerimizi sağlamlaştırınca Fransa, İtalya ve Almanya pazarına girdik. Şu anda dünyada 45 ülkede Dermalogica ürünleri satılıyor. 15 bin dolarla başladığımız şirket, geçen yıl 500 milyon dolar ciro yaptı. Ne istediğini bilip vazgeçmeyince, herkesin herşeyi başaracağını düşünüyorum.
Ceo testi
Şirket dediğiniz şey sizin işiniz değil de bebeğiniz gibiyse teslim edeceğiniz kişiyi olmadık sınavlardan geçirirsiniz. CEO aramaya karar verdiğimizde onlarca görüşme yaptık, hepsi iş nitelikleri açısından kusursuzdu ama ya sıkıcıydılar, ya sabırsız, ya heyecansız, ya da tutucu. İlk görüşmeyi geçenlerle yemeğe çıktım. Yemekte de o kadar sıkıcılardı ki hemen vazgeçtim. Şimdiki CEO’muz ile tanıştığımızda eşiyle birlikte Meksika’ya davet ettim. Bir ay kadar da evimizde kaldı ve insani vasıflarını görünce CEO’muzun o olmasına karar verdim. Bence şirket ne kadar büyük olursa olsun, insani ilişkiler her şeyden önce gelir.
İLİŞKİLERİMİ BÖYLE KURARIM
Ben tanıştığım her insanla ileride farklı yerlerde yine karşılaşacağımı düşünür ve insan ilişkilerimi bunun üzerine kurarım. Nitekim Cape Town’daki patronumla da öyle oldu. Yıllar sonra Johannesburg’taki bir kongrede o başkanlık yaparken ben de konuşmacıydım. İkimiz de geçmişimizi katılımcılarla paylaştık.
Kaynak: http://Hürriyet & www.kigem.com

5 adımda öğrenilmiş iyimserlik

İyimser ya da kötümser olmanın seçtiğimiz bir şey değil; genelde şartların bizi getirdiği bir özellik olduğunu düşünürüz. Zor günler geçirdiğimiz için her şeyin en kötüsünü düşünmeye hakkımız olduğuna inanır; “ama annem veya babam da böyle hisseder ve davranırdı” deriz. Hal böyle olunca da, bu huyumuzu korumak ya da değiştirmek için kılımızı kıpırdatmayız. 
Oysa kötümserlikten iyimserliğe geçiş yapmak o kadar da zor değil. “Pozitif psikoloji”nin babası sayılan Dr. Martin Seligman, Öğrenilmiş İyimserlik (Learned Optimism) adlı kitabında bize bunun ipuçlarını veriyor; çeşitli durumlar üzerinden örneklendiriyor ve alıştırmalar sunuyor.
Her terslikte kendimizi suçlamayı nasıl bırakacağımız, olası en kötü senaryoyu yazma alışkanlığından nasıl kurtulacağımız hakkında fikir veren Öğrenilmiş İyimserlik adlı eserden bazı dikkat çekici noktaları siz Uplifers okurları için özetledim.
Bakış açısının ABC’si
Gerçekçi olmakla kötümser olmak aynı şey değildir. “İyimserlik sadece ‘bardağın yarısı dolu’ demek değil; engellerimiz ve zaferlerimizi nasıl değerlendirdiğimizle ilgili” diyen Martin Seligman’ın kitabında bahsettiği bir tanım ve alıştırma, bizi her durumun ABC’sini gerçekçi bir şekilde düşünmeye sevk ediyor:
A: Adversity (Olumsuzluk)
B: Belief (İnanç)
C: Consequence (Sonuç)
Seligman’a göre, olumsuz durumlarla karşılaştığımızda kafamızda beliren, inandığımız düşünceleri değiştirmek ilk adım. Örneğin; müdürümüz epeydir beklediğiniz ve terfiyle sonuçlanacağını umduğunuz birebir görüşmeyi ertelediğinde hemen “asla yükselemeyeceğim zaten” diye düşünüp buna inanmak iş motivasyonunu düşürdüğü gibi, belki tüm günün ya da haftanın keyifsiz geçmesine de neden olabilir. Kötümser bir insan böyle bir durumda, müdürün de acil başka bir işi olabileceğini, beklediği bir onay olduğundan görüşmeyi ileri bir tarihe ertelediğini aklına getirmez.
Olumsuz durumların, sadece bizim başımızın üstünde dolaşan kara bir yağmur bulutu olmadığını ve herkesin başına gelebildiğini, yani kişisel olmadığını ve geçip gideceğini düşünmek o kadar da zor olmasa gerek.
Nasıl daha iyimser olabiliriz?
Hepimiz kötümserlik ve iyimserlik eğilimlerine sahibiz. Kötümserlikten uzaklaşıp hayata iyimser gözlerle bakmak istiyorsanız hayatı kontrol etmek yerine düşüncelerinizi kontrol etmelisiniz. İşte pozitif psikolojinin kurucusu Martin Seligman’dan, iyimserlik egzersizi…
Kötümserlikten iyimserliğe doğru 5 adım
Seligman iç sesimizi ve düşüncelerimizi kontrol etmeye alışmak adına bize kolay bir egzersiz öneriyor. Buna göre, en azından kendimizi iyimser düşünmeye alıştırana dek zorlu durumları ve bunlara karşın aklımıza gelenleri kağıda dökmek, düşüncelerimizi kontrol etmek için faydalı bir yol olabilir.
1. Olumsuz durumun ne olduğunu yazın: Çarpıtmadan, olabildiğince sade bir şekilde olumsuzluğu kağıda geçirin.
2. Olumsuzluk karşısındaki düşünce ve inançlarınızı yazın: Müdürünüz toplantıyı ertelediğinde ya da sevgiliniz tatil planına burun kıvırdığında aklınıza ilk ne gibi senaryolar geldi? Ne düşündünüz, ne olacağına inandınız?
3. Sonuçları yazın: Sizde kalan duygu ne oldu ve olumsuzluğa nasıl tepki verdiniz?
4. İnançlarınızı gözden geçirin ve tepkinizi nasıl etkilediğini değerlendirin: Farklı düşünebilseydiniz, sonuçlar veya uzun süren his farklı olur muydu?
5. Kötümser düşünceleri kafanızdan atmaya odaklanın: Yukarıda yarattığınız kötü senaryoyu ve kader kurbanı olduğunuz inancını bir kenara bırakıp, alternatif nedenler düşünmeye çalışın. Müdürünüz ya da sevgilinizin bunları yapmak için başka bir sebebi olabilir mi? Bir diğer deyişle, beyin fırtınası yapın ve sizi daha sakin, daha yetkin hissettirecek düşünceleri bulmaya çalışın.
İyimser ya da kötümser olma kararı, yetkinlik hissimizi ve cesaretimizi doğrudan etkiler. Sonuçlara dair öngörüleri olumsuz olan insanların bir risk alma, işe girişme olasılığı da çok az; oysa iyimser insanların hem işte hem de yaşamda daha gözüpek oldukları bir gerçek.

Kaynak: http://www.uplifers.com & www.kigem.com

30 Mayıs 2015 Cumartesi

YAKUB’UN AYRILIĞI

Rivayet ediliyor ki, Cenab-ı Hak, Yakub aleyhisselâm vahiy göndererek sordu:
- Bilir misin, neden seninle evladın Yûsuf’un arasını ayırdım?
Yâkub (a.s.):
- Hayır, bilmiyorum, dedi.
Cenab-ı Hak:
- Senin, Yûsuf’un kardeşlerine: “Siz gafil olduğunuz halde kurdun gelip onu yemesinden korkuyorum”, deyişinden dolayı aranıza bu ayrılığı soktum. Neden kurdun gelip onu yemesinden korktun da, benden ümidi kestin? Nedenkardeşlerinin gafletine bakıp da benim onu korumama bakmadın? Biliyor musun, neden Yûsuf’u tekraren sana bahşettim?
Yâkub:
- Hayır!
- Çünkü sen benden rica ettin ve dedin: “Umulur ki Allah onların hepsini bana getirir.” (Yûsuf: 83) Ve bir de: “Ey oğullarım! Haydi gidin de Yûsuf ve kardeşinden, iyice araştırarak, haber edinin. Allah’ın lutfundan ümidinizi kesmeyin!” (Yûsuf: 87) dedin.

29 Mayıs 2015 Cuma

Yeniden Yola Çıkmak

Umutlarımızı yarınlara bağladık, bugüne hiçbir şey kalmadı...
Kalabalık yalnızlıklarımızı büyüttük içimizde. Geçmişi yaşadık, bugünü anlamadık.
Yarını beklerken, kopardığımız her takvim yaprağı hayallerimizi boşa çıkardı. 
Sevinçlerimiz de yarımdı, hüzünlerimiz de. Mutluluksa bize hep uzaktı. Başkalarının çizdiği yollarda yürüdük düşünceye dek.

Başkalarının gösterdiği ufuklara baktık. Kendimize ait hiçbir şey olmadığının farkına varamadık. Kocaman bir yokluğu, varlık sebebi sandık, yanıldık.
Yağmurun toprakla buluştuğunda etrafa yayılan o muhteşem kokusu kadar tutkulu bir sele saldık duyguları. Çölleşmiş yürekler vardı umursamadık, biz yağmur bilmeyen çöllerin dilinden hiç anlamadık.

Onlar seraplara vurgundu, “bir gün belki” dediler ama duymadık. Yeni alınmış elbiselerle bayramlık sevinçlerini yaşayan çocuklar kadar sabırsızdık. Ama bayramları çocuksu mutluluklarda bırakıp bugüne taşıyamadığımızı anımsayamadık.
Gönlümüz limanlara uğramayan gemiler kadar tutkundu maviye, o uçsuz bucaksız deniz hep mavi sandık. Oysa deniz çoktan kirlenmişti, biz kirletmiştik, bunu da anlayamadık. İlk kez dinlediğimiz bir şarkı gibi eşsizdi duygularımız.

Sonra birbirinin aynı şarkıları söyledik, kendimizi herkesten farksız kıldık. Teslim olmayı güçsüzlük, gururu zafer saydık. Haklıydık belki, aksini anlatacak kimse karşımıza çkmadı. Büyütürken dünyadaki varlığımızı, kaybolup giden hislerimize çare bulamadık.
Mutluluk oyunlarıyla avunmak, zamanı doldurmak için gerekliydi belki. Başka bir olasılık var mıydı, hiç hesaplamadık. Yıllar sırtımıza birer ok saplayarak geçiyordu, yaraların kapanmasına izin vermiyordu vakit. Her ele merhem olur umuduyla uzandık. Kanıtlanmış formüllerle denedik aşkın varlığını, sonuçlar yanıltıcıydı ama dikkate almadık.
Yaşadıklarımız başkalarından farklı olamazdı ya! Mutlak yazılan çizilen kavramların bir doğruluğu vardı, kendimizi kandırmamız bizden tüm sevgilere inancımızı çaldı. Bir enstrümanın tellerinde yeniden besteleyebilirdik hayallerimizi. Yeniden yazabilirdik yenik düşmüş tarihleri. Her acımızı sevince dönüştürecek anları yakalayabilirdik el ele. Ama denemedik...

Yine de şimdi, her şeye rağmen birlikte yeni bir yolculuk için bir şans daha verebiliriz birbirimize. Biletimiz var cebimizde, birlikte çıkacağımız bir yol, yeni bir başlangıç için. Bu kez hayatı ıskalamadan ve kim bilir, sanki ilk kez birlikte yola çıkar gibi. Bugünü bilerek, bugünü yaşayarak, hiçbir duyguyu ertelemeden, sen ve ben...
Yeniden ve ısrarla, bu aşkın hatırına...
Bıkmadan ve sabırla, bu sevdanın adına

Mehmet Coşkundeniz
Kaynak : http://www.frmtr.com

Başarı Üzerine Sözler

Yaşamınızda ki her sorun için de bir armağan saklar. Richard Bach

Sorunlar bizim bilgeliğimizi ve cesaretimizi ortaya koyar. Schoot Peck

İşiniz sizin için oyun gibiyse, iş eğlenceden daha eğlenceli olur. Noel Coward

Ölüm insanı bir kere, korku insanı bin kere öldürür. İshak Tarık

Olmak istediğiniz kişilik gibi davrana davrana o kişiliğe bürünürsünüz. Leonard Limoy






Başarı İstenmediği Yere Gelmez!

Yenildiğinizi düşünüyorsanız yenilmişsinizdir,

cesur olmadığınızı düşünüyorsanız, korkaksınızdır,

kazanmak istiyor fakat, kazanamayacağınızı düşünüyorsanız, kesinlikle kazanamazsınız demektir.

Kaybedeceğinizi düşünüyorsanız çoktan kaybetmişsinizdir. dışarıda ki dünya ya çıktığınızda anlayacaksınız ki başarı ancak onu istediğiniz taktirde gelecektir.

Herşey insanın kafasında biter, büyük olmak için büyük düşünmelisiniz. Bir ödülü kazanmadan önce kendinizden emin olmalısınız. Yaşam savaşını kazanan her zaman en hızlı ya da en güçlü olan değildir. Er yada geç kazanan kişi kazanacağını önceden düşünebilen kişidir.

Arnold Parmer (Profesyonel Golfçü)


Yaz Sıcağında Oruç Tutanların Dikkat Etmesi Gerekenler

Sıcak Havada Orucu Kolaylaştırın

Ramazan geldi hoş geldi ancak bu sene biraz daha sıcak geldi. Peki bu sıcak yaz günlerinde oruç tutanlar nelere dikkat etmeliler? Sıcak havanın etkisi ile zorlaşan ve uzun günlerinde etkisi ile acıkma ve susuzluk gibi sorunların baş gösterdiği bu Ramazan ayında bilmeniz gereken önemli hususlar bulunuyor.
Uzmanların tavsiyeleri sayesinde uzun ve sıcak yaz günlerinde daha kolay oruç tutabileceksiniz.İşte 19 maddelik dikkat edilmesi gereken öneri listesi;

Oruç Tutanlar Nelere Dikkat Etmeli

  1. Çalışan kişiler mutlaka sahura kalkmalılar.
  2. Sıcaklıklar da oruç tutacakları zorlayacaktır. Bunun için güneş altında fazla durmamanız gerekiyor, aksi takdirde sağlık sorunlarıyla karşılaşabilirsiniz.
  3. Sahur ve iftarda birden bire çok yemek yemenin sağlık için tehlikeli olduğunu unutmamalıyız. İftarda ve sahurda hafif yemekler yiyin. Tıka basa doymadan sofradan kalkın.
  4.  Özellikle kalp ve tansiyon hastası iseniz, hamurlu, tuzlu ve kızartma türü yiyeceklerden uzak durun.
  5. Mide rahatsızlığı olanlar asit giderici ilaç kullanmalıdırlar.
  6. Bol sıvı gıda alın, gazozlu içeceklerden uzak durun. Halsizlikten kurtulmak için tuzlu ve sıvı gıdalar tüketin.
  7. Oruç döneminde vücutta şeker, sodyum, kalsiyum ve fosfat düşeceği için bunların telafisini yapın.
  8. Meyveyi yemekten 1 – 2 saat sonra tüketmelisiniz.
  9. Sahurda hazmı kolaylaştırıcı, lifli gıda içeren yiyeceklerden tüketin, kızartma ve baharatlı yemeklerden ise uzak durun.
  10. Sağlıklı olarak iş hayatını sürdürebilmek için Ramazan boyunca tüm besin gruplarından yeterli miktarda alınmalıdır.
  11. Ramazan boyunca metabolizma yavaşladığından, günlük hayatta alınan gıda miktarından daha az gıda miktarı yeterlidir.
  12. Çoğumuz iş yerinde iftar etmek durumunda kalabiliyoruz. Bunun yanında, eve gidildiğinde tekrar iftar sofrasına oturulabiliyor. Bu ise, sağlıksız ve fazla beslenmenin en önemli nedenini oluşturuyor.
  13. Belirli şeylere dikkat edilerek, fazla yemenin zararlarından kaçınılabilir. İş yerinde yapılacak iftarda bir bardak meyve suyu, bir tas çorba yeterlidir.
  14. Bir-iki saat sonra eve dönüldüğünde asıl yemek olarak akşam öğünü yenilebilir.
  15. İftarda tüketilecek yemeklerde kullanılacak besinlerin cinsine, hazırlanması ve pişirilmesine dikkat edilmelidir.
  16. Sahurda bir bardak süt, biraz kraker, bir tane meyve ve yeterli miktarda su alınması yeterlidir.
  17. Fazla miktarlarda doymuş yağ içeren besinlerden uzak durulmalıdır.
  18. Oruçluyken spor yapmamaya özen gösterin. Spor yapmak kan şekeri ve metabolizmayla ilgili bazı sorunların ortaya çıkmasna neden olabilir.
  19. Tam tahıllı, çavdar, yulaflı veya kepekli ekmekleri tüketin.

Kaynak : www.renklinot.com

Oruç tutanların dikkat etmesi gereken hususlar

Sahur ve iftarda birden bire çok yemek yemenin sağlık için tehlikeli olduğunu unutmayın.

İftarda ve sahurda hafif yemekler yiyin. Tıka basa doymadan sofradan kalkın.
Özellikle kalp ve tansiyon hastası iseniz, hamurlu, tuzlu ve kızartma türü yiyeceklerden uzak dursun.
Mide rahatsızlığı olanlar asit giderici ilaç kullansın. Oruç döneminde vücutta şeker, sodyum, kalsiyum ve fosfat düşeceği için bunların telafisini yapın. Sahurda hazmı kolaylaştırıcı, lifli gıda içeren yiyeceklerden tüketin, kızartma ve baharatlı yemeklerden ise uzak durun.
Bol sıvı gıda alın, gazozlu içeceklerden uzak durun. Halsizlikten kurtulmak için tuzlu ve bol sıvı gıdalar (portakal ve meyve suları vs) tüketin.
İnsülin kullanan, sık sık şekeri düşen ve ciddi organik rahatsızlıkları olanların oruç tutmamaları tavsiye olunur. 
Ramazan ayını fırsat bilerek sınırlı ve düzenli yemek yemeği alışkanlık haline getirin
Kaynak : www.takvim.com.tr

19 Mayıs 2015 Salı

Mutlu Olmak Mı ? Neden Olmasın ?


Hayatımız boyunca mutluluk isteriz. Ama malesef henüz hayatın bir  kullanma kılavuzu yok.
Hayatta birçok şeyi olan insanlar kendilerini bir boşlukta hissederken, neredeyse hiçbir şeyi olmayanların her zaman yüzlerinde bir gülümseme ile gezinmelerini kimse açıklayamıyor.
Mutluluk ve huzur, mantıklı bir formüle sahip değil, somut hiçbir şey uzun zamanlı bir mutluluğu garanti edemiyor.
Çoğumuz, var olmanın ağırlığı altında eziliyor ve mutluluğun sahip olduklarımızın tersine, hep arayışından olduğumuz ve olacağımız bir şey olarak görüyoruz.
Hedefler koyuyoruz, belirli şeylerin mutlu olmamıza yeteceğini sanıyoruz, daha fazla para, çok daha fazla ayakkabı ya da ev almak…
Sonra, bu sıraladıklarımıza kavuştuğumuzda, neden hala aynı hissettiğimiz sorusunu cevaplayamıyoruz. Olay şu ki, kimse mutluluğun ne olduğunu veya nasıl ulaşacağını bilmiyor (aslında ona sahip olsalar da).
Ama, eğer kendimizi, mutluluğun kendi kafamızda yarattığımız bir çerçeve olduğu teorisine inandırırsak, üzerinde uğraşmamız ve kabul etmemiz gereken birkaç şey kalıyor;

1. Her şeyi kontrol edemezsiniz, bunu kabullenin.

1
Hayatta alıştığımız , değiştirmek istemediğimiz şeyleri takıntı yapmak yerine değiştirebileceğiniz şeylerin kontrolünü ele alın.
Aynı şeyleri yapmaya devam edip farklı sonuçlar bekleyemezsiniz. Hayatınızı değiştirmek istiyorsanız bunu denemek zorundasınız.

2. Hedefler seçin, sonra onları yıkın.

 tr
Hayat ihtimallerle dolu olduğunda daha heyecanlı.
Hayatınızda küçük büyük amaçlarınızı belirleyin ve istediğiniz bir şeye ulaşmak için sürekli uğraşın. Ancak bunu yaparken, mutlu olmanın, istediğiniz her şeye ulaşmak olmadığını hatırlamaya çalışın, onlara ulaşmaya çalışırken ne kadar eğlendiğiniz ile alakalı.

3. Hayatınız planladığınız veya beklediğiniz şekilde ilerlemeyebilir.

2
Herkesin 3-5 sene sonrasına bir planı ya da hayali vardır elbette.
Bundan dolayı, her birimiz, kendi yarattığımız gerçekleşmemiş beklentilerin gölgesinde yaşarız ve kendimizi “Şimdiye kadar zengin olurum sanmıştım.” ya da “Şimdiye kadar evlenirim sanmıştım.” tarzında cümleler kurarken buluruz.
Gerçek şu ki, hayatınız gözünüzde canlanandan çok farklı yönde ilerleyebilir, ama çıktığınız yolculuğun farklı olması aynı yere varamayacağınız anlamına gelmez.

4. Yol tümseklerle dolu olacak.

3
Sorunlarınızı değil sahip olduğunuz iyi şeyleri sayın (Gülücüğe odaklan). Hayatınız hiçbir zaman mükemmel olmayacak, çünkü öyle bir şey yok. Zamanımızın çoğunu, sahip olduğumuz harika şeylere odaklanmak yerine nelerin daha iyi olabileceği hakkında yakınarak harcıyoruz.
Sorun şu ki, yetersizliklere odaklanarak hiçbir zaman mutlu olamazsınız çünkü bir süre sonra tek görebildiğiniz şey onlar olur.

5. Hayatınızın tam olarak olması gerektiği gibi ilerlediğini kabul edin.

5
Bazı şeylerin olması gerektiği için gerçekleştiğini düşünürüz, çünkü buna mecburuz. Her ufak hareketin daha fazla rastgele şeyler doğurduğunu ya da en küçük kararların bile gelecekteki etkisinin devasa olduğunu düşünmek fazlasıyla korkutucu, o yüzden, (evde) denemeyin.
Ne olması gerektiği hakkında kafa yormayı bırakın ve şu an yaşadığınız şeyi yaşayın – bir sebebi var ki oluyor (yani, öyle umuyoruz).

6. Sizinkinden güzel bir hayata sahip birisi illa ki olacak.

7
Mutluluğun sırrı, başka insanlarınkiyle kendinizinkini karşılaştırmamaktan geçiyor.Bazı insanların şansı daha yüksek olabilir bu yüzden sizden daha iyi konuma gelebilir.Şansta size elbet gülececktir.

7. Kontrol edebildiğiniz çok şey var zaten.

6
Gerisi şans ve zamanlama ile alakalı… Hikayenize biraz inanın, henüz bitmedi. Şu an mutsuz olsanız bile, 24. bölümden sonra hikaye yön değiştiriyormuş diye duydum.

8. Herkesi memnun edemezsiniz.

4342
Herkesi mutlu etmek için çok fazla zaman harcarsanız, kendiniz dışında herkesi memnun etmiş bulursunuz kendinizi. 
Arada bir hayır demeyi öğrenin, bazen, sadece sizin için önemli olan şeylere odaklanmanız gerekebilir.

9. Hatalar yaptınız ve büyük ihtimalle yapmaya devam edeceksiniz.

7x
Dünyanın sonu değil.
Her pişmanlık sonrası kafayı yemek yerine, kendinize “Bir sene sonra önemli olacak mı?” diye sormayı deneyin, eğer cevap “hayır” ise saatler boyu üzülmenizi gerektirecek bir şey değildir belki de.

10. Bazı şeyler kontrolünüz dışında gelişir, bırakın olsunlar.

5432
Kontrol edemediğiniz şeylerle savaşmak sadece enerji kaybına yarar.
Bir tabağı fırlatıp parçaların gideceği yerleri kontrol etmeyi bekleyemezsiniz. Zor zamanlar geçirirken, parçaların nereye isterse oraya düşmesine izin vermek ondan sonra birleştirmeye çalışmak en iyisi olacaktır.

Eleştirilere Fazla Takılanlara Özel…


Bir zamanlar 1 oğlu ve 1 eşeği olan  bir varmış. İmkânlarını daha iyiye götürmek ve dünyayı tanımak için şehir şehir dolaşmaya karar vermişler ve küçük oğullarını eşeklerinin sırtına bindirip yola koyulmuşlar.
İlk geldikleri köyde insanların arkalarından ”şu terbiyesiz çocuğada bakın! Kendisi eşeğin sırtında. Rahatça yolculuk ederken, zavallı ve babası kanter içinde yürüyorlar! ” dediklerini duymuşlar.
Baba eşine dönmüş ve ‘biricik oğlumuzun terbiyesizlikle suçlanmasına izin veremeyiz, en yaşlı ben olduğuma göre eşeğe ben bineyim siz ana-oğul yürüyün ” demiş. Ve böylece giderkenbaşka bir köye gelmişler.
2. Köyde ilerlerken insanların : ”şu ahlaksız adama da bakın, kendisieşeğin sırtında seyahat ederken zavallı oğlu ve karısı yürümek zorunda kalmış!” dediklerini duymuşlar.
Ahlaksız biri olmayı kendine yakıştırmak istemeyen baba karısını eşeğin sırtına bindirmiş ve baba-oğul yanlarında yürürken 3.köye gelmişler!
3. Köyde insanların arkalarından ”zavallı yaşlı adam, hem bütün güneşek gibi çalışıyor kendisini prenses sanan karısı da hem kocasının hem de ufacık oğlunun yanında yürümesine aldırmıyor. Herhalde çocuk da üvey evlattır ”dediklerini duymuşlar.
Bunun üzerine tüm  eşeğin üstüne binmişler ve 4.köye ulaşmışlar. 4.Köyde insanların: ”şu canavar insanlara da bakın! Zavallı eşeğin belini kıracaklar ”dediklerini duymuşlar.
Eşekten inip üçü de hayvanın yanında yürüyerek 5. köye varmışlar. Bu kez duyduklarına inanamamışlar : Köylüler gülerek ‘şu üç salağabakın, kendilerini taşıyacak bir eşekleri olduğu halde yürüyerek yolculuk yapıyorlar ”!!!
SONUÇ:
GENELLİKLE İNSANLAR BİR EKSİĞİNİ ELEŞTİRMEK İÇİN HER ZAMAN BİR EKSİĞİNİ BULACAKLARDIR VE KİMSE SENİ OLDUĞUN GİBİ KABUL ETMEYECEKTİR.
ONUN İÇİN DOĞRU BİLDİĞİNİ YAPMAKTAN ÇEKİNME
HAYAT ÖN PROVASI YAPILMAMIŞ BİR TİYATRO GÖSTERİSİDİR. BU ALKIŞI OLMAYAN TİYATRONUN PERDESİ KAPANMADAN;HOŞGÖR.SEV.PAYLAŞ .Charlie Chaplin

Tolstoy’un Özlü Sözleri…

* Bir insanı bulunduğu mevkiyle değil, göz koyduğu mevkiyle ölçmek gerekir.
* Her zaman kalbimizden gelen ve doğru bulduğumuz sese uymalıyız, çünkü o ses hiçbir zaman yalansöylemez…(Bu söz Savaş ve Barış için söylenen bir sözdür)
* Bütün mutlu aileler birbirlerine benzerler, her mutsuz ailenin ise kendine özgü bir mutsuzluğu vardır.
* Bir insanın değeri bayağı kesire benzer: Pay gerçek değerini gösterir, payda kendisini ne zannettiğini. Paydanın değeri arttıkça kesrin değeri azalır.
* Evliliğe kutsallık veren, aşktır.
* Gerçek aşk daima kişisel yarar duygusundan vazgeçme temeli üzerinde yükselir.
* Güzel olan sevgili değildir, sevgili olan güzeldir.
* Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür, ama hiç kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez.
* Her şey beklemesini bilen kişiye kendiliğinden gelir.
* İnsanlar seni, istedikleri kadar bilsinler, ama kendi kendini aldatabilir misin?
* İktidar, ancak onu eğilip alabilme cesaretini gösterenlere verilir.
* Kadın, erkeği kılıçsız zapteder ve ipsiz bağlar.
* Kadın öyle bir konudur ki, onu ne kadar incelersen incele her zaman yepyenidir.
* Menfaat karşılığı yapılan iyilik, iyilik değildir. İyilik, sebep ve netice zincirinin dışındadır.
* Mutluluğu ihtiraslarda değil kendi yüreğinizde arayın. Mutluluğun kaynağı dışımızda değil içimizdedir.
* Nasıl kafa sayısı kadar düşünce varsa, kalp sayısı kadar da sevgi çeşidi vardır.
* Sadelik, iyilik ve doğruluk olmayan yerde büyüklük yoktur.
* Sakın ahlak kurallarını çiğnemeyin çünkü öcünü çabuk alır.
* Sıkıntı sürecinde olgunlaşan, düşünceyle yoğunlaşan, emekle hazırlanan ve en iyiyi vermeyi amaçlayan faaliyete sanat denir.
* Eskiden önce orospularla yatıp sonra temiz aile kızlarını alırdık, şimdi önce temiz aile kızlarını alıp sonra orospularla yatıyoruz…
* Bizim mantık evliliği dediğimiz şey her iki tarafın da gençlik çılgınlıklarında bulunup iyice kurtlarını döktükten sonra yapılan evliliktir…
* Biz hem kurtların doymasını, hem de koyunların sağ kalmasını istiyoruz
* Öyle horozlar vardır ki, öttükleri için, güneşin doğduğunu sanırlar.
* Başkaları için kendinizi unutun o zaman sizi de hatırlayacaklardır
* İnsanlara en adil şekilde dağıtılan nimet akıldır. Çünkü kimse aklından şikayetçi değildir
* Bir insanın hayatının ikinci yarısı, ilk yarıda kazanılan alışkanlıkların sürdürülmesinden ibarettir
* Sen yalan içinde yaşıyorsun, ben hakikatte iddiası, bir insanın ötekine söyleyebileceği en acımasız sözdür
* İçim nefretle dolu, öcümü alacağım.
* İnsanlar, aşk üzerindeki görüşlerini değiştirmelidir. Kadınla erkek, cinsel aşkı şimdi olduğu gibi şiir havasına büründürmekten kaçınmalıdır. Bunun yalnızca insanı alçaltan hayvanca bir iş olduğu kabul edilmeli..

Kaynak : http://enguzelyazilar.com/

Doğum Ayına Göre Ruh Hali…

OCAK:Hırslı ve ciddi kişilik.Öğrenmeyi ve öğretmeyi sever.Akıllı,planlı,programlıdır.Çok çalışkan ve üretkendir.Çok eleştirir..Hassas ve derin hisleri vardır.İnsanı nasıl  edeceğini bilir.Aşırı dikkatlidir.Bünyesi kuvvetlidir.Zor heyecanlanır.Romantiktir ama aşkını ifade etmekte zorlanır.Çocukları sever.Evcil ve sadık bir eş olur.Kolayca kıskanır.Sosyal yönden zayıftır.
ŞUBAT:Somut şeylere önem verir.Değişken,sessiz,utangaç ve ağırkanlı.Kendine güveni pek yok.Dürüst.Özgürlüğüne düşkün.Bazen saldırganlaşır.Kesin olmayan işlerden hoşlanmaz.İnatçıdır.Hayallerinin peşinden gider.Batıl inançlara eğilimlidir.
MART:Çekici kişilik,utangaç vetutucu.Esrarengiz.Cömert ve sempatik.Rahatına düşkün.Hassas.Hizmet etmekten zevk alır.Kolay sinirlenmez.Güvenilir.Nezakete önem verir.İyi bir gözlemcidir.İntikamcıdır.Seyehat etmeyi sever.Dikkat çekmeyi sever.Dekorasyona meraklı.Tempolu müzikleri sever.Çok değişkendir
NİSAN:Aktif ve enerji dolu.Çabuk karar verip çabuk pişman olur.Şefkatlidir.Mantığını dinler.Diplomatiktir.İnsanları teselli etmeyi sever.Dostlarının sıkıntılarıyla ilgilenir.Cesurdur.Maceraperesttir. ve ilgisini belli eder.Hafızası güçlüdür.
MAYIS:Sert yapılı.Kolay sinirlenir.İlgi çeker.Fiziki güzelliğe önem verir.motivasyona ihtiyacı yok.Sistematik çalışır.Hayal kurmyaı sever.İleri görüşlü.Kolay sakinleştirilir..Anlayışlı.Edebiyat ve sanatla ilgili.Evde oturmaktan sıkılır.Çocukları pek sevmez.
HAZİRAN:Aynı anda birden fazla şeyi düşünür.Nazik ve tatlı dillidir.Hassastır kararsızdır.Komik ve eğlecelidir.Konuşkandır.Kolay arkadaş edinir.Kolay incinir.Gribe yatkın bünyesi vardır.Çok inatçıdır.
TEMMUZ:iyi bir surdaş.Anlaşılması güç.Aşırı gururlu.Başkalarının düşüncelerine aşırı önem verir.sokulgandır.Kin tutar.Sempatiktir.Yalnız olmayı sever..Kolay öğrenir.Arkadaş sıkıntısı çekmez.Zor ikna olur.Ağır işleri sever.
AĞUSTOS:Şakalaşmayı sever.Hassas ve ilgilidir,Korkusuzdur..Liderlik özellikleri vardır.Psikolojiyle ilgilenir.Kolay provoke edilir.Dikkatli tedbirlidir.Hürriyetine düşkündür.Yol göstermeyi sever.Romantiktir.
EYLÜL:Hataları yüze vurur.Detaylarla uğraşır,İyi bir konuşmacı.Sadık ve güvenilir.Sorumluluk almayı sever.Bilgi ve kültüre önem verir.Spor ve seyehati sever.İlişkilerinde seçici.Hislerini kendine saklar.
EKİM:Herkesle sohbeti sever.İlgi odağı olmak ister.Yalancılığı yapmacıklığı sevmez.Arkadaşlarına çok önem verir.Çabuk kırlıp toparlanır.Kararsızdır,duygusaldır.Kendine kolay güvenmez.Etraftan çabuk etkilenir.
KASIM:Eğlenceli kişilik.İnsanları kolay etkiler.Çalışkan ve sorumluluk sahibi.Kontrolü ele almayı sever..Enerjik çevresini motive eder.iyi bir liderdir.İçten ve yardımseverdir.Adil davranır.Süprizleri sever.Hataları affetmez.İradesi güçlüdür.Derin duyguları sever.Herkesi olduğu gibi kabul eder.Sır saklamayı bilir.
ARALIK:Sadık ve cömert.Sabırsız.Birlikte vakit geçirilmesi eğlenceli.Azimli.Sosyal
yönü kuvvetli.Dostlarını kendinden fazla düşünür.Kızgınlığı uzun sürmez.Sevildiğini görmek ister.Espri anlayışı gelişmiş.

Kaynak : http://enguzelyazilar.com